ÖZÜRLERİMİZİN SEBEBİ: ÖN’YARGILAR’

Basit olmamalı yazdıklarım. Kelimelerimi büyük bir özenle seçmeliyim. Çünkü anlatacaklarımı hafif sözcükler taşıyamaz. O yüzdendir ki bu kadar zaman bekledim.
Acizim…
Utanıyorum…
Ama en çok da yoruluyorum…

Üzerinde oldukça gizemli bu sözcüklerin yazılı olduğu kenarları yırtık kağıt lise yıllarımda bir arkadaşımın defterinin arasından kayıp serilivermişti önüme. İşte bu satırlar hayatın onu çok yorduğunu anladığımız eşcinsel bir adama aitti. Yazıyı okuduğum andan itibaren arkadaşımın davranışlarını dikkatle gözlemlediğimi hatırlıyorum. Kim bilir belki de o dönemde bu konudaki bilgisizliğimden kaynaklı olarak onu küçümsemiş olabilirim.

İlk yazımı da geçmiş zamanlardaki düşüncelerim yüzünden bir özür niteliğinde, cinsel tercihlerinden ve yönelimlerinden dolayı ruhen ve bedenen eziyet çeken herkese ithafen yazıyorum. Bu her ne kadar bir vicdan rahatlatma gibi görünse de aslında isteyerek veya istemeyerek tabu haline getirdiğimiz önyargılara da karşı çıkmamdır. Konuyu açıklamalarla ve çözümlemelerle uzatmak yerine birkaç soru ve cevapla net bir şekilde kendimce şu şekilde çözümlemek isterim:

Eşcinsellik bir hastalık mıdır?
-Hayır.
Tedavi ile düzeltilebilir mi?
-Hayır.
Toplum olarak bu konuda nasıl bir tavır sergilemeliyiz?
-Kesinlikle kabullenici, en azından hoşgörülü olmalıyız.
Peki bu konuda yönetim nasıl bir yol izlemeli?
-Hükümet artık onları görmezden gelmemeli. Eşcinsellere yönelik yeni tasarılar, iş imkanı ve sosyal statü sunmalıdır.
Peki bunların gerçekleşmesi için temelde ne gereklidir?
-Tek bir şey: Önyargılardan kurtulmak!

İşte insanoğlunun en kötü özelliği olan önyargı çözümlenemeyen birçok sorunun temelinde böylece karşımıza çıkıyor. Eğer bundan kurtulmayı başarabilirsek toplumsal sorun haline gelen birçok şeyden de kurtulmuş olacağız. Dileğim önyargılarımızı geride bırakıp hoşgörüyü kucaklamamızdır. Çünkü karşımızdaki bir eşcinselden, zenciden, işçiden, kürtten öte insandır. Sonuçta hepimiz birgün aynı tabuta konup şutlanacağız değil mi bir yerlere. E ne farkımız kaldı şimdi küçümsediklerimizden?

Naçizane Öneriler

Tiyatro: Konya Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen ‘Töre’. Oyun çok önemli bir toplumsal soruna, kan davasına dikkat çekiyor. İzlerken zamanın nasıl geçtiğini kesinlikle anlamayacaksınız.

Müzik: Dünyanın en güçlü iki kadın sesine ait düet bir çalışma olan ‘Olvidate de mi’ parçası. Şarkı Yasmin Levy ve Buika’nın güçlü sesiyle adeta hayat buluyor.

Konser: Konser önerilerimde tecrübelerimden yola çıkarak sahnesini izlemenizi tavsiye ettiğim sanatçıları yazacağım. İlk önerim tabi ki Sezen Aksu olacak. Eğer çok kaliteli bir müzik şölenine katılmak isterseniz bu tam size göre!

Kitap: Belgesel alanında başarısı tartışılmaz olan Can Dündar’ın kaleme aldığı ‘Abim Deniz’. Eğer Deniz Gezmiş’i ailesinin gözünden de tanımak isterseniz bir solukta okuyacağınız muhteşem bir anlatı.

The following two tabs change content below.
Selçuk Üniversitesi Gazetecilik Bölümü 3. Sınıf öğrencisi

Latest posts by Ebubekir Ağbaba (see all)

1 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir