Masanızda Neler Var

 

melisacar-portreSizi ve markanızı kısaca tanıyabilir miyiz? Hikayenizi bize anlatabilir misiniz? Markanızı kurma serüveniniz nasıl başladı?

Milano’da IED’de moda tasarımı okurken yaptığımız bir streetwear projesi için bir marka yaratmamız gerekiyordu. Aslında ilk o zaman Freak Is The New Black doğdu ve bu proje sonrasında mezuniyetimi takiben 2009’da markayı gerçek hayata taşıyarak  işe ilk etapta tshirtler tasarlayarak başladım. Bu tshirtler kısa zamanda yoğun ilgiyle karşılandı ve bunu takiben koleksiyon yavaş yavaş genişleyerek bugünkü halini aldı.

Peki… Şu anda masanızda neler var?

oda-fitnb

Mezur, markerlar başta olmak üzere her telden kalem, ajandam, çizim kağıtlarım, kumaş ve baskı kartelaları, external harddiskim, hesap makinesi, yaz koleksiyonumuz için her birini tek tek elimizde yaptığımız çiçekler, bir bardak su ve açık bir çay. Ah tabi bir de bilgisayar, unutuyordum az kalsın! Ayrıca dergiler de eksik olmaz hiç!

masa2-fitnb-0
Masanızı nereden aldınız? 

Masamı ben almadım aslında, annemin ofisinden bana transfer oldu. Koleksiyon’un eski bir masası. 

Masanıza bakarak sizin ve markanızın tarzından ipuçları alabilir miyiz sizce?

Masamdan markam ve tarzımla ilgili alınabilecek en büyük ipucu renklilik olsa gerek! Çok cicili bicili olmasa da renkli şeyleri seviyorum.

showroom-fitnb

Blog, dergi ve tasarımcı olarak kimleri takip ediyorsunuz?

Ben gerçek bir dergi tutkunuyum o yüzden başlıca takip ettiklerimi sayacak olursam; Dazed & Confused, ID ve Nylon gibi dergilerin yanısıra  grafik tasarım için Computer Arts ve Grafik, trendler için View Magazine, Collezioni ve Close Upları almadan duramıyorum. İşin kötüsü artık online okuduğum için daha fazla sayıda dergi alıyorum. Türkiye’de ise L’officiel’i ve All’u beğeniyorum, her ay almaya çalışıyorum.

Bloglardan Garance Dore’u çok seviyorum ama onun dışında pek sıkı bir blog takipçisi olduğum söylenemez. Daha ziyade Refinery 29 gibi blogla dergi arası online platformları tercih ediyorum. theMagger’ı da bu sebepten ötürü ilk çıktığı zamandan beri gözüme kestirmiştim zaten. :)

Tasarımcılara gelince eyvah, satırlara sığmaz ama hemen ilk aklıma gelenler; Preen, Antonio Berardi, Roland Mouret, Carven, Chloe, Frankie Morello, Philip Lim, Prabal Gurung, Alexander Wang ve tabi ki Raf Simons!

FITNB AW1314-3

Neyi/nereyi siz tasarlamış olmak isterdiniz?

Geçmişte bir başkası tarafından tasarlanmış bir şeyi tasarlamış olmak istemezdim çünkü önemli olan kişinin kendi olabilmesi. O yüzden çok beğendiğim tasarımları ancak hayranlık ve saygıyla takdir ederim. İleride tasarlamak istediğim çok şey var tabi ki bir tasarımcı olarak. Tasarımın hangi alanında olursa olsun “Amma çok tasarladım yahu yeter artık; ben oldum!” noktasının kıyısından bile geçilmemeli, geçenlerden de uzak durulmalı! :) Yanında çalışmak isteyeceğim tasarımcılar çok, hele ki köklü markalarda head designer olabilmek zaten her tasarımcının ideallerinden biri olsa gerek. Bu arada bir ara sneaker tasarlamak da hiç fena olmazdı! 

Tasarımlarınızı nerelerde görmek isterdiniz?

Freak Is The New Black’i marka olarak Japonların zevkine uygun bulduğum için ileride Tokyo’da satılıyor olması çok hoşuma gider. Onun dışında Milano ve Londra’daki belli başlı butiklerde görmek isterim tabi ki ama Avrupa’daki o en beklenmedik ara sokaklarda bile karşınıza çıkabilen inanılmaz sevimli, minicik olmasına rağmen kendine has bir duruşu ve kimliği olan butikler de benim çok ilgimi çekiyor açıkçası. Aslında önemli olan ürünlerin bulunduğu yerde doğru alıcıyla buluşabilmesi, onun için her türlü mekana açığım. Ayrıca net-a-porter.com’da olmaları da çok hoş olurdu. 

Ara bir not: Ürünlerimizi Nisan ayı itibariyle Bilstore’larda görebileceksiniz!

Sizce kendi alanınızda gelmiş geçmiş en iyi tasarımcı kim?

Gelmiş geçmiş en iyi tasarımcıyı seçmek özellikle de benim gibi kararsız kamil biri için çok zor, zira ben her dönemin öne çıkan ve gerçekten fark yaratan tasarımcıları olduğunu düşünüyorum. 1900’lerin başında bir Paul Poiret veya 20’li yıllardaki Chanel ile 2000’lerdeki bir Huseyin Çağlayan tasarımını kıyaslamak kanımca anlamlı değil, hepsi de kendi dönemlerinde çığır açan işler yaptıkları için. Lakin tarihte yer etmiş tasarımcılardan özellikle Cristobal Balenciaga’yı da çok seviyorum yalın tarzı ve grafik hatları çok ustalıklı kullanışı sebebiyle.

Tasarım açısından en beğendiğiniz şehir? 

Gördüklerim arasında Londra’yı tek geçiyorum ama Milano’da çok uzun zamandır yaşıyor olduğum için onun da pabucunu dama atmamalıyım. İtalyanların hayata yaklaşımında tasarım var zaten, hiç yoksa günde 3 öğün bunu yaşıyorsunuz yemeğe aşık oldukları için. Gerçi daha gezmem gereken çok yer var, Uzak Doğu da Tokyo ve HongKong’u, Avrupa’da ise Berlin’i daha görmeden pek konuşmamak lazım. :)

 

İşinizle ilgili en çok neyi seviyorsunuz?

Herhalde kendi işimde en çok sevdiğim şey aslında her koleksiyon sonunda geldiğiniz noktadan daha çok o süreç boyunca öğrendikleriniz ve bu sürecin sonunda sanki hiçbir şey yapmamışsınız gibi yepyeni bir açlık ve tutkuyla bir sonraki koleksiyon için aynı keşif yolculuğuna çıkmanız. Sürecin bu doğası da sizi yaptıkça daha fazlasını yapmak istemeye itiyor ve sürekli kendinizi yenilemiş oluyorsunuz.

FITNB SS14 1-0

Sizce “ilham” ne demek? Peki siz tasarımlarınızda nelerden ilham alıyorsunuz? 

Bazen aklınıza bir fikir gelir ve bir anda heyecanla yerinizden fırlarsınız, hemen harekete geçmek istersiniz. Benim için ilham böyle bir şey. Belki daha sonra dönüp baktığımda o beni zıplatan fikri beğenmesem de patlamak üzere olan bir dinamit gibi başlayan o zincirleme reaksiyon bir fikirden ötekine size yeni ufuklar açabilir. Freak Is The New Black tasarımlarında daha çok modern hayatın klişelerinden ve tüketim toplumumun bize dayattığı değerlerden yola çıkarak, yüzeysel bulduğum olgularla nasıl dalga geçebilirim ve var olanı nasıl farklılaştırıp esprili kılabilirim diye işe koyuluyorum. Bu sebepten ötürü çoğu zaman Pop Art akımına dönüp baktığım için o dönem ressamlarından sık sık ilham alıyorum.

Ajandanızda bu hafta/ay için neler var?

_Milano’da Palazzo Reale’deki Warhol ve Pollock sergileri

_Kendime tatil edeceğim bir Cumartesi veya Pazar günü Karaköy’de kahvaltı (theMagger’ın Karaköy postasındaki mekanları teker teker deneyeceğim birinden başlamak lazım!)

Pazar kahvaltısında sizi nerelerde, ne yerken görebiliriz?

Genellikle haftasonu da çalıştığım için kahvaltıyı evde yapmayı tercih ediyorum. Milano’daysam California Bakery’yi çok seviyorum. İstanbul’da ise Pazar değil ama Cumartesi Kuruçeşme’deki Dolce çok keyifli oluyor. Bir de yukarıda yazdığım gibi derhal bir Karaköy turuna çıkmak için sabırsızlanıyorum!

 Alıntı : Canan Delevi
The following two tabs change content below.
Selçuk Üniversitesi Gazetecilik Bölümü 3. Sınıf öğrencisi

Latest posts by Ebubekir Ağbaba (see all)

3 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir