KÖTÜ BİR AYDINLIKTAN KARANLIĞA

Birden her yer aydınlandı. Yemyeşil bir zemin, etrafta koşturan çocuklar, göğün mavisi, caddeden geçen arabaların kırmızısı, yeşili, siyahı, sarısı gözlerini kamaştırdı. Meğer ne kadar da özlemişim renkleri diye iç geçirdi Selim. Evden çıktı ve tüm hızıyla koşmaya başladı. Tükenen nefesi onu fazlasıyla zorlasa da inatla devam etti koşmaya. Her şey ne kadar da değişmiş ve güzelleşmişti. Gözleri nereye bakacağını şaşırıyor, bacakları ne yöne koşsa diye kendi aralarında kararsızlık yaşıyordu. Ve O’nu gördü Selim. İşte tam şu kalabalık trafiğin karşı kaldırımında O vardı. Fakat buradan oraya gitmek çok güçtü. Arabalar izin vermiyordu. Biraz bekledi belki dururlar diye ama nafile. Tam arabalar durdu sandı, adım atmaya yeltendi fakat öne çıkan sağ ayağını solun yanına almak zorunda kaldı hemen. Gözlerini büyük bir korku ve şaşkınlık doldurdu. Duran arabaların kesilen sesini bir çağlayanın bozduğunu duydu. Su, bütün heybetiyle asfaltı yarıyor ve derin bir kanal oluşturuyordu. Selim O’na baktı. Hala oradaydı ama nasıl gidecekti ki yanına? Bu suda da yüzülmezdi. Kaldı işte burada, O da orada! Omuzları düştü, yüzü asıldı hemen. O yöne baktı ve artık O yoktu. Nasıl giderdi, nasıl beklemezdi Selim’i? Suyun birden oluşturduğu kanal aynı hızla asfaltın altında kaldı. Tekrardan birleşen asfaltın üzerinde arabalar vızır vızır geçmeye başladı. Seslendi Selim: Neden gittin, neden beni beklemedin? Yere yığıldı. Sokaktan geçen kimse onunla ilgilenmiyor, herkes onu görmezden geliyordu. Dayanamadı. Artık bitmeliydi bu işkence. Belki de karşı kaldırımda gördüğü, gözlerinin kendisine bir oyunuydu. Ama gözleri çok olmuştu artık. Oyuncak değildi ya Selim. Biranda durmayan arabaların ortasına atıverdi kendini. Havada savruldu, şiddetle yere çakıldı. Bu sefer asfaltı, tüm şiddetiyle akan kanı yardı. Her yer kan oldu. Ölüyordu. Son nefesini verecekti ki karşısında O’nu gördü. Ah şu benim gözler diye geçirdi aklından.’ Son oyununuzu da yaptınız be sağ olun’ dedi.

Nefes nefese kalan Selim’in hışımla yastıktan başını kaldırışı karısını telaşlandırdı. Selim yeniden karanlığa açtı gözlerini.
-Sakin ol Selim.
-Çok kötü bir kabustu.
-Yine kazayı mı gördün?
-Allah belasını versin o kazanın. Hayatımın içine etti. Çok kalabalık bir trafik vardı. Karşı kaldırımda Deniz bekliyordu. Ama yine gidemedim yanına. Gözlerim alay ediyordu her zamanki gibi benimle…

Karısı sustu ve Selim’i dokunuşlarıyla sakinleştirmeye çalıştı. Selim, kızıyla okuldan eve dönerlerken trafik kazası geçirmiş, kazada Deniz hayatını, Selim de gözlerini kaybetmişti. Üzerinden iki yıl geçmiş olmasına rağmen Selim bu rüyayı benzer şekillerde görür, gözlerinin ona yaptığı oyunu ve kızına bir türlü kavuşamamasını uyanınca çoğunlukla ağlayarak anlatırdı. Ama bir yandan da renkleri ve kavuşamasa da kızını görmek Selim’i garip bir şekilde mutlu ediyordu. Yine de çok kızgındı gözlerine. Rüyada da gerçek hayatta da. Çünkü onlar Selimle hep oyun oynuyordu…

Naçizane Öneriler

Müzik: Dünyaca ünlü, muhteşem bir sese ve yoruma sahip olan Whitney Houston’dan ‘I Look To You’.

Film: İkinci Dünya Savaşı’nı derinlemesine ve belki de en etkileyici şekilde anlatan bir başyapıt: Schindler’s List. İzlemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Kısa Film: The Ark. Bir akıl hastasının hayal gücünün ne kadar geniş olduğunu izlediğimiz ve başarılı bir animasyonla taçlandırılan filmde, sürprizli hikaye muhteşem bir şekilde ele alınıyor.

Kitap: Köpekler İçin Gece Müziği. Faruk Duman’ın farklı cümle yapıları kullanarak doğayı betimleyişi, ilginç olmasının yanı sıra bir hayli sürükleyici.

Dergi: Doğanın ilginç kareleriyle insanı hayrete düşüren ‘Atlas’.

The following two tabs change content below.
Selçuk Üniversitesi Gazetecilik Bölümü 3. Sınıf öğrencisi

Latest posts by Ebubekir Ağbaba (see all)

12 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir