Fotoğraf ve İnsan Figürü

Fotoğraf çekme eylemi, görmekle bakmak arasındaki ince çizgiyi yakalayıp sonsuza dek onu saklamak demektir. Bir anlamda an’ı ölümsüzleştirmek demektir. O “an”, herkesin “baktığı” ama fotoğrafçının “gördüğü” farklılıktır. Farklı olanı görmek, fotoğrafçıların fotoğraf makinelerinin arkasından baktığı dünyayı teknik, ideolojik ve estetik bilgi birikimleriyle yeniden yorumlamalarıdır. Doğrudan göstermekle birlikte çekilen fotoğrafın içindeki her türlü görsel öğe aynı zamanda dolaylı olarak da bir anlam bütünlüğü oluşturur. Özellikle içinde insan bulunan fotoğraflar, belli bir kültürün, coğrafyanın, yaşam biçiminin, insan-doğa, insan-yaşam ve insan-insan ilişkilerini görmemize, anlamamıza yardımcı olur.

İnsan fotoğrafı çekmek zordur. Fotoğraf makinesi bir insana doğrultulduğu zaman onu rahatsız eder. Duruşunun, bakışının, doğallığının ve naifliğinin bir anda bozulmasına neden olabilir. İnsan fotoğrafında hedef, onun olduğu gibi görüntülenmesidir. Yüzündeki ifade, o insanın karakteristik özelliğini yansıtabilmeli ve bu karakteristik özellik onu yapaylaştırmadan, gerçekte olduğu gibi keşfedilmelidir. Dünyanın en önemli fotoğrafçıları, insan fotoğrafı çekerlerken bu ayrıntıya çok fazla özen göstermektedirler, tıpkı ülkemizin bence en önemli fotoğraf sanatçılarından birisi olan Yusuf Tuvi gibi.

37_uv

Yusuf Tuvi’nin fotoğraflarına baktığımızda öncelikle en önemli unsurun “insan” olduğu görülür. Farklı kültür ve coğrafyalara yaptığı yolculuklarda çektiği fotoğraflarında özellikle iki şey dikkati çeker : İnsan ve onun çevresiyle olan ilişkisi. O’nun fotoğraflarında insan, fotoğrafın ana temasını oluşturur. İnsanın yaşam içindeki rolü, yani doğayla, çevresiyle, diğer insanlarla ilişkileri olarak “insan” ana figürü hemen dikkati çeker. Sırlarla dolu coğrafyalarda dolaşıp, o sırları yaratan halkın gelenekleri, görenekleri Yusuf Tuvi’nin fotoğraflarında birer sanat yapıtı haline dönüşür. Dünyanın neresinde olursa olsun çektiği fotoğraflarda insan ön plandadır ve o ülkeye ait birçok veri hemen göze çarpar. Fotoğraf çekme amacıyla gittiği en gelişmişinden en geri kalmışına kadar tüm ülkelerde Yusuf Tuvi’nin aradığı şey, o ülkeye ait insanın yaşam dinamiği, kültürü, çelişkileri ve ortak renkleridir. Bu “renk” her anlamda renktir.
Fotoğraflarında tercihi olan renk, aynı zamanda o ülkenin de renkleridir. Yakın zamana kadar renkli pozitif film kullanan Yusuf Tuvi, sayısal teknolojinin yaygınlaşmasıyla tercihini sayısal fotoğraftan yana yapmıştır. Bu onun işini teknik anlamda kolaylaştıran bir seçimdir. Ancak Yusuf Tuvi, kolay olanı seçmez, onun çalışmaları hep zor olanın üstesinden gelme cesareti ve meydan okumasının ürünüdür. Dolaştığı coğrafyalarda sıradan bir gezgin değildir. Aynı zamanda bir kaşiftir. O ülke insanını, çevresiyle birlikte çelişkilerini de arayıp bulmaya, zor ışık koşulları altında mükemmel fotoğraflara dönüştürmeyi sever. İnsanı anlatırken, aslında oraya ait sokakları, çarşıları, pazarları, tapınakları bir masal dünyası içinde yeniden kurgular. Bu kurgunun öncesinde çok önemli bir mühendis titizliği, teknik okumaları ve pragmatik düşünce yatmaktadır. Çünkü Yusuf Tuvi fotoğraf çekmeye gitmeden önce, o ülke ve insanı hakkında derinlemesine bir ön hazırlık yapar. Tarihinden coğrafyasına, inançlarından dillerine kadar binlerce yıllık geçmişin süzgecinden geçerek gelen o insanları fotoğraflamadan önce, kendi sanatçı kimliğinin süzgecinden geçirir. Oraya varıp fotoğraf makinesini eline aldığında yapacağı tek şey deklanşöre basmaktır. Çünkü çekeceği fotoğraflar onun kafasında önceden hazırlanmıştır.
 1045104_10152148184922510_1384223505_n

Yusuf Tuvi fotoğraflarında gereksiz hiçbir ayrıntı bulunmaz. Anlatmak istediği şey, fotoğrafın ana figürü olarak yerini alır. Bu bazen bir Hintli kadın, bazen Nepalli din adamı, bazen de Amerikalı sokak sanatçısıdır. Ülkemizin neredeyse her köşesinden çektiği fotoğraflar, bize kendi insanımızı yeniden tanıma fırsatı verir. Bildik görüntülerin dışında farklı bir yorumdur bu. Teknik ve estetik kalitesiyle birlikte duygu ve yorumunu da içine kattığı birer sanat yapıtı olmuştur. Bu fotoğraflar kartpostal gibidir. Ama ülkenin tarihi ve turistik güzelliğini anlatan kartpostallar değil, o ülke insanın heyecanını, duygusallığını, neşesini, çalışmasını, kutsal değerlerini anlatan birer masal kitabı tadındadır. Renk, ışık, kompozisyon gibi teknik mükemmellik onun vazgeçilmezidir. Doğa ve insan diyalektiği, yaşamın içinden kareler, sanki keşfedilmemiş hazinelerle dolu topraklarda en etkilendiği “an”lar da onun estetik mükemmelliğini ortaya çıkarır.

Yusuf Tuvi fotoğraflarının farklı kültürlerin tanınmasında, insanların farklı ışıklar altında günlük yaşamından kesitler sunmasında, fotoğrafçılığın özünde olan keşfetmek duygusunu harekete geçirmede önemli bir etkisi olduğunu söylemek mümkündür. O’nun fotoğraflarındaki hümanist duyarlılık, o insanları yeniden keşfetmektir !

 page20-1005-full
A.Beyhan ÖZDEMİR
The following two tabs change content below.
Selçuk Üniversitesi Gazetecilik Bölümü 3. Sınıf öğrencisi

Latest posts by Ebubekir Ağbaba (see all)

Tags from the story
, ,

15 Comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir